MESEM ve çocuk işçiliği: Bilimle çelişen bir uygulama

MESEM ve çocuk işçiliği: Bilimle çelişen bir uygulama

Politik tartışmaların gölgesinde, çocuk işçiliğinin bilimsel boyutu genellikle görmezden gelinir. Ancak sinirbilim çocukların ve gençlerin çalıştırılmasının, özellikle beyin gelişimlerinin tamamlanmamış olması nedeniyle ciddi riskler taşıdığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

İçerik görseli ZEYNEP YÜNCÜLER

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında çalıştırılan çocuklar ve çocuk işçi cinayetleri genellikle politik, etik ve hukuki tartışmaların merkezinde yer alır. Ancak bilimsel açıdan bakıldığında, çalışma hayatının çocukların nörobiyolojik gelişimini nasıl etkilediği konusu yeterince önemsenmemektedir.

Columbia Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden sinirbilimci Doç. Dr. Çağhan Kızıl’ın belirttiğine göre, çocuklar ve gençler biyolojik olarak yetişkin iş ortamlarına uygun değildir. Bu gerçek göz ardı edildiğinde, ortaya çıkan sonuçlar şaşırtıcı ya da kaçınılmaz değildir.

14 yaşını dolduran çocukların kayıt yaptırabildiği MESEM programında, son iki eğitim-öğretim yılında, sanayi ve inşaat sektöründe çalışan 15 çocuk hayatını kaybetti. 2024 yılında en az 72 çocuk işçi çalışırken öldü; bu sayı 2025 Kasım ayı sonuna kadar 85’e yükseldi.

Çocuk işçilerin neden yetişkin iş ortamlarında özellikle risk altında olduklarını anlamak için sinirbilim perspektifinden bakmak gerekmektedir. Kızıl, bu konuda şunları söylüyor: “Beyin ödül, heyecan ve anlık kazanca daha güçlü tepki verir. Karar verme sisteminin hızlı ve heyecana duyarlı kısmı erken güçlenirken, yavaş, dengeleyici ve frene basan kısım daha geç olgunlaşır.”

Araştırmalar, ergenlik döneminin duygusal tepkilerde ve ödül odaklı davranışlarda belirgin değişikliklere neden olduğunu gösteriyor. Çocuklar ve gençler, yetişkinlere kıyasla ödül ve heyecan uyaranlarına daha duyarlı olabilir; ancak duygularını düzenleme yetenekleri henüz gelişme aşamasındadır.

Çocuk işçilerin karşı karşıya olduğu güvenlik riskleri sadece biyolojik gelişimle sınırlı değildir; ayrıca ergenlerin stresli durumlarda karar verme yeteneklerinin de etkili olduğu belirtiliyor.

Çocuk işçiliği yalnızca bireysel ya da biyolojik bir sorun değildir; aynı zamanda yapısal sorunların da rol oynadığı önemli bir konudur. Bu yapısal sorunlar dikkate alındığında, çocukların biyolojik olarak daha dezavantajlı olduğu iş ortamlarında çocuk işçiliğinin riskleri daha da artmaktadır.

Çocuk işçiliği ve MESEM politikalarında, çocukları ve gençlerin biyolojik sınırlamaları göz önünde bulunduran bilimsel verilerin yeterince dikkate alınmadığı gözlemlenmektedir. Bilimin politika yapım süreçlerine dahil edilmemesi, çocuk işçi cinayetlerinin önlenebilir bir sorun olmaktan çıkmasına neden olabilir.

Çocuk işçiliği ve MESEM uygulamaları ile ilgili bilimsel veriler ile uygulama arasındaki tutarsızlık, kamuoyundaki tepkilerde açıkça görülmektedir. Bu konuda daha bilimsel ve çocuk sağlığına uygun politikaların oluşturulması, çocuk işçiliğini azaltmada önemli bir adım olacaktır.

Etiketler: çocuk işçiliği, işçi cinayetleri, MESEM