Suruç Katliamı’nın 11’inci yılı: “Dönemin Başbakanı Davutoğlu tanık olarak dinlensin”

Suruc aileleeri q9aa

20 Temmuz 2015’te Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde düzenlenen bombalı saldırıda hayatını kaybeden 33 kişi, katliamın 11. yılında Kadıköy’de anıldı. Düzenlenen anma programında Suruç Aileleri İnisiyatifi adına yapılan açıklamada, adalet talepleri bir kez daha dile getirildi.

Anma programında Suruç ailelerinden Dilek Şeker, Bayram Boyraz ve Ali Sadet’in yanı sıra DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ve birçok kurum temsilcisi katıldı.

“Suruç İçin Adalet, Herkes İçin Adalet” başlıklı açıklamada, saldırının üzerinden geçen 11 yıla rağmen katliamın tüm yönleriyle aydınlatılmadığı belirtilerek, gerçek sorumluların ortaya çıkarılmadığı ve ailelerin taleplerinin karşılanmadığı ifade edildi.

Açıklamada, dava sürecinde yalnızca saldırıyı gerçekleştiren kişinin yargılamaya konu edildiği, katliamın planlayıcıları, azmettiricileri ve ihmali bulunduğu iddia edilen kamu görevlileri hakkında herhangi bir işlem yapılmadığı savunuldu.

Suruç Aileleri İnisiyatifi, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun tanık olarak dinlenmesi yönündeki taleplerinin mahkeme tarafından reddedildiğini, saldırgan ve bağlantılı olduğu IŞİD hücresine ilişkin güvenlik birimlerinin önceden bilgi sahibi olduğuna dair iddiaların ise etkin şekilde soruşturulmadığını öne sürdü.

“AHMET DAVUTOĞLU MAHKEMEDE DİNLENSİN”

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Suruç Katliamı davası bugün hala sürerken, katliamın ardındaki gerçek sorumluların yargılanması için dile getirdiğimiz talepler görmezden gelindi. Dava dosyası yalnızca saldırıyı gerçekleştiren kişiyle sınırlandırılırken; katliamın planlayıcıları, azmettiricileri, ihmali bulunan ve katliama göz yuman kamu görevlileri bir kez olsun yargı önüne çıkarılmadı. Cezasızlık politikalarının bir sonucu olarak, katliamın ardındaki gerçek sorumluların ortaya çıkarılması engellendi

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, siyasi çıkarları söz konusu olduğunda ‘Bildiklerimi açıklarsam birçok insan, insan içine çıkamaz’ minvalindeki açıklamalarıyla kamuoyuna açık biçimde mesaj verirken; mahkeme, katliama ilişkin bilgi sahibi olduğunu açıkça ortaya koyan ve bu nedenle dinlenmesini defalarca talep ettiğimiz Davutoğlu’nun tanık olarak dinlenmesi talebimizi her seferinde reddetti. Katliam öncesinde saldırganın ve bağlı olduğu IŞİD hücresinin güvenlik birimleri tarafından bilindiğine ilişkin çok sayıda somut delil ortaya konulmasına rağmen, etkili ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmedi. İstihbarat ve emniyet birimlerinin sorumluluğu görmezden gelinirken, dosya üzerindeki gizlilik kararıyla gerçeğin açığa çıkarılması engellendi. Dosyada bulunan iki firari sanık, Deniz Büyükçelebi ve İlhami Bali’nin Türkiye’nin denetiminde bulunan kamplarda olduklarına dair somut bilgiler bulunmasına rağmen, bu kişilerin Türkiye’ye getirilerek yargılanması için hiçbir adım atılmadı. Aradan geçen 11 yıla rağmen, 33’lerin katledilmesine ilişkin görülen davada tek bir kişi dahi sanık kürsüsüne çıkartılmadı”

“SURUÇ KATLİAMI, ÖRGÜTLÜ VE ÖNLENEBİLİR BİR SALDIRIDIR”

Suruç Katliamı‘nın ne bir kişinin gerçekleştirdiği bir saldırı ne de münferit bir olay olduğunun vurgulandığı açıklama şu taleplerle sona erdi:

“Suruç Katliamı, örgütlü ve önlenebilir bir saldırıdır. Bu nedenle yalnızca tetikçilerin değil, katliama giden yolu açan, açtıran ve bu katliamın gerçekleşmesine zemin hazırlayan herkesin yargılanması talebimizden vazgeçmiyoruz. Bizler; Suruç Katliamı’nda ölümsüzleşenlerin aileleri, yaralılar, avukatlar ve adalet talebini büyütenler olarak, 11 yıldır sürdürdüğümüz taleplerimizi bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz:

  • Katliamda sorumluluğu bulunan tüm gerçek faillerin ortaya çıkarılmasını,
  • İhmali ve sorumluluğu olan kamu görevlileri hakkında etkin ve bağımsız soruşturma yürütülmesini,
  • Firari sanıkların yakalanmasını ve yargı önüne çıkarılmasını,
  • Suruç Katliamı’nın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmesini ve zaman aşımı uygulanmamasını,
  • Adil, şeffaf ve etkin bir yargılama yapılmasını talep ediyoruz.”
yok

Author: Elif Koç